Gençliğin belki de en büyüleyici tarafı, hayallerinin sınırsız, sabrının ise kısıtlı oluşudur. Bir gencin zihninde geleceğe dair bin bir senaryo vardır: Kimi bir gün Nobel ödülünü alacağını düşünür, kimi dünyayı dolaşacağını, kimi de kendi işini kurup başarıya ulaşacağını… Hayaller büyüktür, cesurdur, ufku aşar. Ancak iş sabra gelince tablo değişir. Çünkü gençlik, hız çağında büyümüş, beklemeyi çoğu zaman sıkıcı bir lüks gibi görmeyi öğrenmiştir.
Hayalin Sınırsızlığı
Gençler için hayal kurmak bir nefes almak kadar doğaldır. Otobüste yolculuk ederken, bir sınavın ortasında kalemini çevirirken, sosyal medyada gezinirken bile kafasında yeni senaryolar kurar. Bu, gençliğin en değerli sermayesidir. Hayal gücü sayesinde insan, yaşadığı gerçekliğin ötesine uzanır.
Tarihten bildiğimiz pek çok buluş ve keşif, birilerinin genç yaşta kurduğu hayalin peşinden gitmesiyle ortaya çıktı. Edison’un elektriği, Wright kardeşlerin uçağı, Steve Jobs’un bilgisayarı… Hepsi önce bir hayaldi. Bu yüzden hayal kurmak küçümsenecek değil, aksine korunup desteklenecek bir yetidir.
Piaget ve Soyut Düşünme
Ünlü İsviçreli psikolog Jean Piaget, ergenlik döneminde zihinsel gelişimin en önemli aşamalarından birine girildiğini belirtir. Ona göre bu dönemde gençler, yalnızca somut şeyleri değil, olasılıkları da düşünmeye başlar. Bu döneme “soyut işlemler dönemi” denir. Yani genç, sadece elindekine bakmaz; geleceği, ihtimalleri ve alternatifleri zihninde canlandırabilir. İşte sınırsız hayallerin bilimsel açıklaması burada yatar.
Maslow ve Kendini Gerçekleştirme
Amerikalı psikolog Abraham Maslow, ihtiyaçlar hiyerarşisinde en üstte “kendini gerçekleştirme” basamağını koyar. Bu, insanın potansiyelini ortaya çıkarma, kendi hayalini gerçekleştirme arzusudur. Gençlerin kurduğu sınırsız hayaller aslında bu basamağın ilk işaretleridir: “Ben kim olmak istiyorum?” sorusuna verilen içten cevaplar.
Sabrın Kısıtlılığı
Ne var ki hayallerin gerçekleşmesi sabır ister. Ve sabır, gençliğin en eksik yanıdır.
Marshmallow Deneyi
Psikolog Walter Mischel’in 1960’larda yaptığı ünlü Marshmallow Deneyi bu konuda çarpıcı bir örnektir. Küçük çocuklara bir odada bir marshmallow (şekerleme) verilir ve “Bunu şimdi yersen tamam, ama biraz beklersen iki tane alabilirsin” denir. Çocukların bir kısmı bekleyemez, hemen yer. Bir kısmı sabredip ödülün katlanmasını bekler.
Mischel yıllar sonra bu çocukları tekrar incelediğinde gördü ki, küçük yaşta bekleyebilen, yani sabır gösterebilen çocuklar ilerleyen yaşlarda akademik başarı, iş yaşamı ve ilişkilerde daha başarılı olmuştu. Yani sabır, gelecekteki başarıyı belirleyen gizli bir anahtardı.
Bauman ve Hız Çağı
Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman, “akışkan modernite” kavramıyla çağımızı tanımlar. Ona göre modern toplum, katı kuralların yerini sürekli değişime bırakmıştır. Her şey hızlıdır: İlişkiler, tüketim, teknoloji… Bu hız, gençlerin uzun vadeli emek gerektiren işlere tahammülünü zorlaştırır. Bir tıkla sipariş verilen dünyada, yıllar süren çabanın değeri gençler için anlaşılması güç hale gelir.
Felsefeden Günümüze Dersler
Aristoteles: Erdemin Tekrarı
Antik Yunan filozofu Aristoteles, Nikomakhos’a Etik adlı eserinde şöyle der: “Erdem, alışkanlıkların sonucudur.” Yani iyi olmak, başarılı olmak ya da bir beceriyi kazanmak, tek seferlik bir çabayla değil, sabırlı tekrarlarla mümkündür. Bugün gençlerin aceleci ruhuna karşı en temel öğütlerden biri budur: “Tekrar et, sabret, alışkanlık haline getir.”
Seneca: Rotasız Gemi
Roma Stoacı filozofu Seneca, mektuplarında şu sözü yazar: “Rotası olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” Hayallerin bir rotaya, yani plana dönüşmesi gerekir. Sınırsız hayal tek başına güzeldir ama sabırla desteklenmez, bir plana bağlanmazsa insanı hedefe götürmez.
Kierkegaard: Sabır ve Varoluş
- yüzyıl filozofu Søren Kierkegaard, sabrı bir tür “iman” olarak görür. Ona göre sabır, belirsizlikler içinde geleceğe adım atabilme cesaretidir. Sabır olmadan insan, kendi varoluşunu tamamlayamaz. Gençler için bu söz, hayallerine giden yolun kaçınılmaz olarak belirsizlikler ve bekleyişlerle dolu olduğunu hatırlatır.
Gençliğin hayallerini küçümsemek değil, aksine korumak gerekir. Çünkü o hayaller, geleceğin motor gücüdür. Ancak hayallerin gerçekleşmesi için sabrı büyütmek şarttır. Sabır, hayalin kök saldığı topraktır. Tohumu elinde tutup “bir gün çiçek açacak” demek yetmez; onu toprağa gömmek, sulamak, beklemek gerekir.
Gençliğin en tatlı yanı, işte bu çelişkide gizlidir: Hayalleri göğe uzanırken, sabrı yere çivilidir. Ve bu ikisini dengelemeyi öğrenen gençler, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip olur.
Yorum bırakın