pisagorayt

“AYT’yi dert etme, biz buradayız.”

Sükûtun Ardındaki Saat

tarafından

in

Rüzgâr,
eskimiş bir aynayı yoklar her sabah.
Tozun altından,
bir yüz değil — bir susuş belirir.
Belki bir zamanlar bir isimdi o,
şimdi harflerin bile unuttuğu bir sızı.

Bir sandal,
gölün ortasında zincirine eğilir.
Kıyı, beklemeyi çoktan bırakmış.
Bir yosun, sessizce büyür
insanın içinden geçen cümlelerin yerinde.

Uzakta,
gümüş bir çan çalmaz artık.
Sesinde yankı kalmadı zamanın.
Bir el, duvar saatinin akrebini durdurmuş,
bir başka el, perdeyi kapatmış,
kimseye göstermeden bir sabrı bitirmiştir belki.

Yıldızlar,
gecenin alnında sönmeye razı.
Hiçbiri bir dileğe denk düşmez.
Bir mektubun mürekkebi kururken,
kâğıt bile ne için yazıldığını unutur.

Ve sabah,
bir gerekliliğin eksildiği kadar doğar.
Bir adım atılır — ama varış yoktur.
Ne geç kalınmıştır,
ne de erken.
Sadece bir şey,
artık gerekmez olmuştur.


Yorum bırakın