pisagorayt

“Düşünceye, bilime ve hayata dair.”

Her İnsan Aynı Dili Bilmez

by

in

Hayatın en büyük yanılgılarından biri, herkese aynı şekilde davranmanın doğru olduğuna inanmaktır. Oysa zaman, insanın elinden birçok şeyi alırken ona önemli bir gerçeği de öğretir: Her vicdan aynı kelimeyle uyanmaz, her karakter aynı incelikten nasibini almaz.

Gençken, iyi olmanın her kapıyı açacağını düşünürüz. Güler yüzün öfkeyi eriteceğine, sabrın kabalığı yeneceğine, sessizliğin saygı göreceğine inanırız. Çünkü kendi kalbimizden başkasını ölçü kabul etmeyiz. Dünyayı, içimizde taşıdığımız iyiliğin merceğinden okumaya çalışırız.

Sonra insanlar çıkar karşımıza…

Kimisi, uzattığınız eli tutar. Kimisi ise aynı eli, sizi daha kolay itebilmek için kullanır.

İşte o gün anlarız ki karakterimizi korumakla, herkese aynı tavrı göstermek aynı şey değildir.

Bir bahçıvan düşünün. Gülü de aynı suyla sular, çınarı da. Ama kaktüse her gün su vermez. Çünkü sevginin ölçüsü değişmez; ihtiyaç değişir. İnsan ilişkileri de böyledir. Herkese aynı davranmak eşitlik gibi görünür; aslında çoğu zaman körlüktür.

İnsan, karşısındakini tanımadan gösterdiği her davranışta biraz kendini eksiltir.

Bazı insanlar nezaketi görür ve mahcup olur. Bazıları ise onu cesaret sanır. Bazıları affedildiğinde kendini sorgular. Bazıları ise affedilmeyi yeni yanlışlar için verilmiş bir izin gibi yorumlar. Aynı davranış, farklı ruhlarda bambaşka anlamlar doğurur.

Hayat bize sadece insanları değil, onların dillerini de öğretir.

Bu dil kelimelerden oluşmaz.

Kimi insanın dili vicdandır.

Kiminin dili menfaattir.

Kiminin dili sevgidir.

Kimininki ise yalnızca güç…

İşte bu yüzden her kapıyı aynı anahtarla açmaya çalışmak, sonunda elinizde yalnızca kırılmış anahtarlar bırakır.

Olgunluk, sertleşmek değildir. İnsanlara güvenmemeyi öğrenmek de değildir. Olgunluk; merhametini kaybetmeden sınır çizebilmektir. Yumuşak kalırken ezilmemeyi başarabilmektir. Gerektiğinde susmanın da, gerektiğinde tek cümleyle dur demenin de aynı erdemin parçaları olduğunu anlayabilmektir.

Çünkü her sessizlik asalet değildir. Her söz de kabalık sayılmaz.

Bazen susmak, haksızlığa ortak olmaktır.

Bazen konuşmak, hem kendine hem karşındakine duyduğun saygının ifadesidir.

İnsan değişmemeli; fakat hayatı okuma biçimi değişmelidir.

Aksi hâlde iyi niyet, zamanla yorgunluğa dönüşür. Fedakârlık, alışkanlık olur. Anlayış ise değersizleşir.

Nezaket, onu anlayan insanın yanında güzeldir.

Emek, kıymet bilen elde anlam kazanır.

Sadakat, sadakati tanıyan bir yürekte karşılık bulur.

Hayat, herkesi aynı terazide tartmaz. Bizim de herkese aynı ölçüyü sunmamız gerekmez. Çünkü adalet; herkese eşit davranmak değil, her insana hak ettiği kadar yaklaşabilmektir.

Belki de gerçek bilgelik, insanları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçtiğimiz gün başlar.

O gün artık kimseye kendimizi ispat etmeye çalışmayız.

Bizi anlayana gönlümüzü açar, anlamak istemeyene ise sadece mesafemizi gösteririz.

Ve biliriz ki bazı insanlar güzel sözden anlar, bazıları açık sınırdan, bazıları ise ancak kaybettikten sonra sessizliğin ne anlattığını fark eder.

İnsan olmanın zarafeti, herkese aynı cümleyi söylemekte değil; her yüreğe, taşıyabileceği kadar hakikat bırakabilmektedir. Çünkü her kulak sesi işitir, ama her vicdan aynı anlamı duymaz. En büyük ustalık da işte burada başlar: Kendi özünü kaybetmeden, karşındakinin hak ettiği kadar var olabilmekte.


Bir Cevap Yazın

pisagorayt sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin